Kuzey Kürdistanlı siyasi parti ve örgütler, 1 Kasım günü Ankara’da PSK Genel Merkezinde yaptıkları basın açıklamasında, 25 Eylül referandumu ve sonrasında yaşanan gelişmelere yönelik ortak görüşlerini ve taleplerini dile getirdiler.
Basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
 
IKBY halkının demokratik ve barışçıl irade beyanı olan referandum sonuçları süngü gücü, savaş ve işgal ile yok edilmek isteniyor!
Türkiye’nin bu savaş ve işgal siyasetine desteğini kınıyoruz!
25. Eylül 2017 Referandumunda Kürdistan halkı iradesini 92,73% evet oyu ile Bağımsız Kürdistan Devletinden yana beyan etti. Otoriter rejimlerin cirit attığı Ortadoğu'nun alışık olmadığı demokratik ve barışçıl irade beyanı, evrensel değerlere açık, demokrasiyi savunan, etnik, dini, mezhebi tüm kesimlerin ortak sekler federe devleti Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi düşmanca bir saldırı ve savaş ile karşı karşıya.
Mezhepçi Bağdat yönetimi, İran Şii devleti ve Ankara her zaman olduğu gibi farklılıklarına ragmen Kürdistan konusunda ittifak içinde IKYB’yi boğmak için harekete geçtiler. Buna bir de iç zaaf, yanlışlık ve ihanet eklenince halkımız zor günler ile karşı karşıya kaldı.
İran destekli Pasdar ve Haşdi Şabi saldırıları karşısında ABD ve diğer dünya devletleri ile uluslararası toplumun sessizliği saldırılara daha uygun bir zemin hazırladı.
İran’ın bölgede hegemonyal siyasetinin önünde önemli bir siyasal barikat olan IKBY, Kürdistan halkı ve Peşmerge güçlerini yalnız bırakmanın faturasını bölgede ve dünyada demokrasi güçleri ve uluslararası toplum peşinen ödemeyi kabullenmiş görünüyor. 
Herkes olmayan Irak’ın “birlik, egemenlik ve bütünlüğünden ” ahkam kesiyor. Oysa Irak istikrarsız, parçalı bir ülkedir. Şiiler ve Sünnilerden başlayarak, rakip grup/topluluklar ve dinsel inançlar da dahil kesintisiz bir savaş alanıdır.
İstikrarı ve demokrasisi ile işlevsel olan Kürdistan halkına, IKBY egemenlik alanlarına, olmayan Irak devletinin “birlik, egemenlik ve bütünlüğü” için Irak Ordusunun İran destekli Haşbi Şadi ve Pasdaranların askeri saldırıları ile boğmaya kalkışmak uluslararası hukuk açısından ciddi bir suç oluşturmaktadır. Bu güçler işgal ettikleri kasaba ve yerlerde uyguladıkları vahşet ve cinayetler ile büyük bir iç göçe (IDP), özelliklede Hristiyan toplum içerisinde neden oldular. Kürdistan halkını tüm renkleri ile yok etmeyi amaçlayan bu saldırıları güçlü bir şekilde mahkum ediyoruz, lanetliyoruz.
Ankara hükümeti – AK Parti iktidarı - IŞİD Erbil kapılarına dayandığı zaman da suskun kalmıştı. Bu kez Ankara yalnız sessiz kalmayarak İran’ın Kürdistan’ın işgalini onaylayan bir siyasi duruş sergilemiştir. Kürt’leri rencide ve aşağılayıcı açıklamalar hafızalarımıza kazındı.
İhanetler üzerinden şekillenen Ortadoğu coğrafyasında AK Parti iktidarı görünmez ortağı MHP’nin de etkisi ile bölünme sendromuna teslim olmuştur.
Erdoğan iktidarı gelişmeleri ve Kürt-Kürdistan gerçekliğini okumaktan maalesef uzak. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi hiçbir zaman Türkiye için tehdit oluşturmuyordu. Kalkıp Güney Kürdistan’ı İran Şii yayılmacılığının açık alanı olmasına göz yumulması hatta desteklenmesi politikası Ankara’nın bilinçli tercihidir.
Bağdat ve Tahran’ın saldırılarını siyasal ve ahlaki olarak destekleyen AK-Parti iktidarının Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve halkına karşı  tavrını güçlü bir şekilde kınıyoruz. Halkımız dostluğu da düşmanlığı da unutmamıştır.
Aynı şekilde Uluslararası Koalisyonun önemli gücü, Peşmergelerin silah arkadaşı ve müttefiki ABD yönetiminin gelişmeler karşısındaki suskunluğu kabul edilemez. Kürdistan’ın ABD silahları ile donatılmış İran destekli işgali ve Şii yayılmacılığını protesto ediyor ve ABD’nin bu yanlış siyaseti üzerine düşünmesini istiyoruz. Temennimiz ABD yönetiminde aklı selimin hakim olmasıdır.
Türk medyasında son günlerde “Barzani istifa etti”, “Barzani dönemi sona erdi”, “Görevi bıraktı” hatta hızını almayanlar “kaçtı” bile algıya yönelik haberler yayınladı. Bu doğru değil!
Sn. Mesut Barzani Haziran 2005'te Kürdistan Bölgesel Parlamentosu tarafından Başkan seçildi. Sonra Kürdistan Parlamentosu uzlaşarak Başkan’ın halk tarafından seçimini yasallaştırdılar. Temmuz 2009'da düzenlenen Başkanlık seçimlerinde oyların yüzde 69,7% 'ini (aynı seçimlerde Başkanı olduğu KDP 38% oy ile birinci parti olmuştu) alan Mesut Barzani ilk defa doğrudan halk tarafından seçilen başkan oldu.
Dört yıllık görev süresi 2013’te doldu. Ancak IŞİD ile savaş sürecinde başkanlık seçimlerine gitmek yerine parlamentoda Kürdistan Başkan’ının görev süresi 2 kez, en son 1. Kasım 2017 tarihine kadar uzatılması kararlaştırıldı.
Bağımsızlık Referandumu (25. Eylül 2017) sonrasında  Kürdistan Parlamentosu 1. Kasım 2017’de hem genel seçimlerin hem de başkanlık seçimlerin yapılması kararlaştırdı. Ancak savaş ve işgal girişimi sonucu 1 Kasım’da planlanan iki seçim de yeniden ertelendi. Parlamentoya gönderdiği mektubunda Sn Mesud Barzani görev süresinin uzatılmasına karşı çıktı. Görev ve yetkilerinin Yasama, Yürütme ve Yüksek Yargı organları arasında paylaşılmasını talep etti. Parlamento Pazar günkü oturumunda oy çokluğuyla Mesud Barzani’nin bu talebini kabul etti.  Sonuç olarak Mesud Barzani 1 Kasım 2017 itibarıyla halkının lideri, Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı ve 16 yaşından beri sürdürdüğü bir Peşmerge.
Referandum ve sonucu Kürdistan halkının uzun, meşakkatli mücadelesi sonrası elde ettiği önemli meşru, demokratik  bir kazanımdır. Hiç bir güç ve gerekçe bu meşru irade beyanını yok sayamaz. Ne 1950 ve 60’ların Saadabat-Paktı, ne CENTO bu halkı dizleri üstüne çökertemedi.
- İran destekli Irak ordusu Kürdistan’dan mutlaka geri çekilmelidir
- Referandum Kürdistan halkının barışçıl ve demokratik irade beyanıdır. Tanınmalıdır.
- Türkiye KBY’ye ve egemenliğine dönük yanlış siyasetten vazgeçmelidir.
- Uluslararası Toplum ve Ülkeler Kürdistan halkının çok renkli ve çok sesli toplumsal yapısının korunması ve gelişmesi için çaba harcamalıdır. Bunun için askeri işgale karşı çıkmalıdır.
- BM’ler, NATO, AB, AK, İKÖ örgütlerini Kürdistan’ın İran İşgaline karşı çıkmaya farklı etnik ve inançtan oluşan Kürdistan Halkına destek olmaya çağırıyoruz!
- Dünya Kiliseler Birliğini, Vatikan Devletini Haşdi Şabi ve Pasdaran güçlerinin katliamından kurtulmak için yeniden göçetmek zorunda kalan Hiristiyanların güvenli limanı KBY’ne karşı başlatılan savaşa karşı çıkmaya çağırıyoruz
- Hiç kimse Kürt’ler ile birlikte yaşadığını unutmamalıdır!

Ankara,1. Kasım 2017
Azadi Hareketi, ÖSP, PAK, PDK-Bakur, PSK
primi sui motori con e-max

Topluluk

PSK, PDKİ görüşmesi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, ...
PSK Heyeti YNK’yi ziyaret etti
19 Temmuz günü PSK Genel Başkanı ...
PSK-Pêşverû Görüşmesi
Güney Kürdistan’da bulunan ...
Mesud Barzani PSK Heyeti İle
PDK Genel Başkanı Mesud Barzani, ...
Şandeke Partıya Sosyalîst a
Di hevdîtina Partiya Sosyalîst a ...
PSK-ENKS Görüşmesi
Hewlêr’de bulunan ve Kürdistan ...
PSK’den İKDP’ye Ziyaret
Kürdistan Sosyalist Partisi-PSK ...
HDP Heyeti PSK’yi Ziyaret Etti
08 Mart 2018 tarihinde, HDP ...
Hevditîna PSK û PAK lî Hewlêrê
Heyetek ji Partiya Azadiya ...
PSK KOMELA görüşmesi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, genel ...
PSK heyeti Kosret Resul'u
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, genel ...
PSK heyeti Yusuf Zozani’yi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, genel ...
PSK Heme Hacı Mahmud görüşmesi
Görüşmelerde bulunmak üzere ...
YNK PSK görüşmesi-2
Görüşmelerde bulunmak üzere ...