Güncel Haberler

Her ulusun varoluş sınavından geçtiği eşikler vardır.
Kürt halkı için bu eşiklerden biri Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’dir.
Her toplum, karanlıkta yolunu aydınlatacak işaret fişeklerine ihtiyaç duyar.
Özgürlük Yolu militanlarından Yılmaz Demir, Diyarbakır Cezaevi’nin o ölümcül karanlığında yön belirleyen kahraman, bir Kutup Yıldızı oldu.
12 Eylül 1980 darbesiyle Türkiye’de iktidara el koyan faşist yönetimin ilk ve nihai hedefi Kürt milletinin iyi yüz yıllık özgürlük iradesini kırmaktı.
Bunun için Diyarbakır Cezaevi bir pilot bölge olarak seçildi.
Burada Kürt halkının öncü, bilinçli, direngen kadroları sömürgeci sistemin devasa ve insanlık dışı gücüyle susturulacak, ardından da insan hafsalasının alamayacağı iğrenç ve vahşi yöntemlerle onlar teslim alınacaktı.
Sömürgeci devlet Kürt halkını fiziki olarak ortadan kaldırmadan önce, politik kadrolarının şahsında onun onur ve haysiyetini ve özgürlük iradesini kırmak istiyordu.
Bu amaçla Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtlere karşı zaman yayılmış, sistematik bir soykırım adım adım hayata geçiriliyordu.
Bu baskı ve işkence çarkına karşı birkaç kez direniş girişimleri olmuş, ancak hemen hepsi vahşice bastırılmıştı.
Buna karşın faşist rejim de amacına bir türlü ulaşamamıştı
1984 yılın Ocakayında Kürt halkının düşmanları Diyarbakır Cezaevi’nde son ve ölümcül bir hamleyle tutsaklara karşı saldırıya geçtiler.
Diyarbakır Cezaevi bir anda eşi görülmemiş bir kapışma alanına, baskı ve zulme karşı bir direniş meydanına dönüştü.
Bıçak kemiğe dayanmıştı.
Tek bir yol, çıkış yolu, onurlu bir yol kalmıştı; direnmek. Her şeye rağmen ve bedeli ne olursa olsun; direnmek.
Devasa zulüm aygıtının bir kâbus gibi tutsakların üzerine çöktüğü o ümitsiz ve dipsiz karanlıkta, Özgürlük savaşçısı Yılmaz Demir, 19 Ocak 1984 tarihinde,bir aydınlatma fişeği gibi ışıl ışıl parladı. O’nun canını ortaya koyarak gerçekleştirdiği fedai eylem, cezaevi direnişinde dönüm noktası oldu.
Yılmaz Demir’in bu insanüstü mesajı direnişin ateşini gürledi, zafere olan inancı artırdı, eşsiz bir moral oluşturarak dengeleri değiştirdi.
Bu atmosferdeNecmettin Büyükkaya, Remzi Aytürk, Cemal Arat ve Orhan Keskin gibi güzel ve yiğit insanlar canlarını ortaya koyarak Diyarbakır Cezaevi şehitleri kervanına katıldılar.
1984 Ocak ayında Diyarbakır Cezaevi direnişinde yaşamlarını ortaya koyanlar sadece işkence ve baskıya karşı bir set çekmekle kalmadılar, aynı zamanda Kürt ulusunun ulusal onuru ve özgürlük umudu ve bilincini yükseklere çıkartılar.
Kürt ulusu bu kahramanlara çok şey borçludur.
37. yıldönümünde Yılmaz Demir şahsında bütün Diyarbakır Cezaevi şehitlerini sevgi, sayı ve minnetle anıyoruz.
Biz onları asla unutmayacağız, onların açtığı yolda özgürlük için mücadeleye devam edeceğiz.
18 Ocak 2021
PSK-Kürdistan Sosyalist Partisi

 

Türkiye’de Cumhur İttifakı içinde yer almayan parti yöneticilerine yönelik saldırıların son kurbanı Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ oldu.
Birkaç gün önce Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için hakkında MHP Genel Başkan Yardımcılarından Semih Yalçın tarafından “S. Özdağ gibi her kaba girebilen ‘mayi tabiatlı’ politikacıların mayasında cıvıklık, ülke ve millete kendini adamakta atalet ve uyuşukluk vardır” ifadeleri kullanılan Selçuk Özdağ evinin önünde silahlı-sopalı saldırıya uğradı.
Selçuk Özdağ’a yönelik saldırı ne ilktir ve bu yapı devam ettikçe de son olmayacaktır. Geçtiğimiz yıllarda özellikle Karadeniz, Ege ve öteki Batı kentlerinde Kürd politikacılara yönelik yapılan linç girişimlerinin devamıdır.
Saldırıların baş sorumlusu, kullandığı nefret dili ve kutuplaştırıcı söylemleriyle siyaset ortamını zehirleyen ve kendisinden olmayan herkesi düşman kategorisine sokan siyasi iktidardır. Söz konusu saldırılar aynı zamanda mevcut iktidarın içine düştüğü acizlik ve tükenişin bir göstergesidir. Sorunların çözümünü silahlı çetelere ve sokak şiddetine havale etmenin vebali büyüktür.
Gelecek Parti Genel Başkan Yardımcısına yapılmış bu saldırıyı, demokratik siyasete yapılmış bir gözdağı girişimi olarak nitelendiriyor ve şiddetle kınıyoruz.
Kürdistan Sosyalist Partisi, söz konusu haydutça saldırıya karşı bütün kamuoyunu tepki göstermeye ve sesini yükseltmeye çağırır.
Selçuk Özdağ’a saldıranlar ve arkasındakiler açığı çıkartılmalıdır.
PSK-Kürdistan Sosyalist Partisi
Basın Bürosu

AK Parti hükümetinin AB birliğine ilanı aşk ettiği, yargı reformundan bolca bahsettiği bir dönemde, İnsan ve Özgürlükler Partisi (PİA) yetkilileri sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları açıklamada, 2018 yılından bu yana sürdürdükleri partileşme sürecinde defalarca girişimde bulunmalarına rağmen TC İçişleri Bakanlığı yetkililerinin başvurularını almadıklarını belirtiler. Son olarak 13 Ocak tarihinde başvuruda bulunmak üzere gittikleri İçişleri bakanlığı yetkilileri tarafından gözaltına alınmakla tehdit edildiklerini söylediler.
İnsan ve Özgürlükler Partisi’nin maruz kaldığı bu uygulamalar ilk değil. Daha önce de Kürdistan Özgürlük Partisi-PAK, Kürdistan Demokrat Partisi PDK-Bakur da aynı uygulamaya maruz kalmış, Özgürlük ve sosyalizm Partisi’nin (ÖSP) adını değiştirip Kürdistan Komünist Partisi-KKP yapma kararı yok sayılmıştı.
Kürdlerin legal, demokratik mücadelesinden çekinen iktidar, bu mücadeleyi engellemek amacıyla Anayasa hükümlerini ve yasaları ayaklar altına almaktan çekinmiyor.
Korkunun ecele faydası yok denir.
Tüm kapatma davaları, engelleme ve tutuklamalar bize geri adım attırmayacak, Kürdler legal demokratik mücadeleyi inatla sürdüreceklerdir.
İnsan ve Özgürlük Partisi ve yöneticilerine yönelik uygulamayı kınıyoruz.
14 Ocak 2021
Kürdistan Sosyalist Partisi
Basın Bürosu

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Mesut Tek de toplumsal olayların, özellikle de hak ve özgürlük temelli olanlarını "kurgu" ve "dış mihraklar" gibi nedenlerle açıklanmasını doğru bulmadığını belirtti.
Bu gibi argümanlarla sorunların varlığını inkar edilmek, halkın dikkatini kendi kendisini yönetenleri sorumlu tutmaktan dışa yöneltmenin amaçlandığını aktaran Tek, "Eğer sizin kaşınacak bir yaranız yoksa ‘dış mihrakların' hiçbir çabası başarıya ulaşamaz" dedi.
Bunları söylerken dış dinamiklerin önemi arttığını göz ardı etmediğini vurgulayan Tek, şunları söyledi:
"Toplumsal olaylar kısa sürede bölgesel, giderek uluslararası bir hal alıyor, olayların, sorun ve problemlerin iç ve dıştaki tarafları giderek renkleniyor, zenginleşiyor. Bölgemizdeki ekonomik, siyasal ve sosyal durum büyük ölçüde söz konusu büyük devletlerin eseridir. Bölgedeki diktatörlüklerin destekçileri de onlardır. ABD, AB, Rusya, Çin ve öteki büyük devletler, şu ana kadar, demokrasi ve insan hakları gibi değerleri bölgeye yönelik politikalarına temel olarak almadılar. Onlar için önemli olan enerji kaynakları ve enerji nakil hatlarının güvenliğiydi. Söz konusu güvenliği sağlayan iktidarların yapısıyla ilgilenmediler.
Bugünkü şartlarda da durum böyle. Ama bu değişmeyeceği anlamına gelmez."
"Arap Baharı'nın kurmaca olduğu, dış dinamiklerin özellikle de Arap ve İslam âlemini karıştırmayı amaçlayan İsrail'in eseri olduğu görüşüne katılmıyorum" diyen Tek, "Çünkü Arap Baharı'nın başladığı dönemde, bölgedeki siyasi iktidarlar, büyük devletlerin çıkarlarını tehlikeye atacak, onları rahatsız edecek bir girişim içinde değillerdi. Enerji kaynakları ve nakil hatları üzerinde ise herhangi bir tehdit yoktu. Ama bölge halkları yoksuldu, açtı, işsizdi ve yaşam şartları giderek zorlaşıyordu. Kuşkusuz Arap Baharı'nı doğuran ve birbirini tetikleyen birçok ekonomik, siyasal, sosyal, etnik ve dini nedenler var. Temel neden halkın daha iyi bir yaşam, demokrasi ve hak ve özgürlükler talebiydi" değerlendirmesinde bulundu.
"Demokratikleşme sürecine önemli katkılar sundu"
Tek, "Arap Baharı sonrası İslam dünyası ne kazandı ne kaybetti?" şöyle cevapladı:
Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelerin Müslüman olduğu doğru. Ama kazanımları veya kaybettikleri sadece Müslümanlarla sınırlı değil. Arap Baharı olumlu ve olumsuz yönleriyle sadece bölgesel değil aynı zamanda uluslararası arenada demokratikleşme sürecine önemli katkılar sundu. İş ve aş mücadelesinin aynı zamanda siyasal mücadele olduğunu, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Arap Baharı, yaşandığı ülkelerdeki toplumsal yapının ne kadar kırılgan olduğunu da açığa çıkarttı. Vatandaşları birbirine bağlayan değerlerin zaafını ortaya çıkardı. İnançsal yorumların, hak ve adalet gibi kavramların içeriğini açıklamakta yetersiz kaldığı, hak ve adaleti sağlayamadıkları görüldü. Örgütlü ve demokratik mücadele geleneğinin zayıf olduğunu açığa çıktı. Bölgemizde, toplumsal değişimlerin başarısı için, tüm mazlum ve mağdur kesimleri kapsayacak bir söylemin gerekli olduğu gerçeğini ortaya koydu. Toplumlardaki siyasal yapının defolu yanlarını ortaya koymakla kalmadı, toplumsal mücadelenin yetersizliklerini, eksik ve zaaflarını da gözler önüne serdi. Egemenlerin siyasi iktidarlarını korumak amacıyla ülkeyi iç savaşın acımazlığına teslim etmekten çekinmediklerini, demokratik ve barışçıl mücadeleyi, zaaflarından yararlanarak kısa sürede şiddet ortamına çekmeyi başardıklarını gösterdi. Ve en önemlisi de Müslüman toplumlarda bulunan radikal İslami damarı ortaya çıkardı, güçlenip dal budak salmasının yolunu açtı.
© The Independentturkish

Destnîşan kirina rektorek ji derweyê Zankoya Bogaziçi ji aliyê Serokkomarê bûye sedema bertek û berxwedana reva.
Mamoste, karmend û qutabiyên zankoyê, şîweyê destnişan kirina rektorê wekî darbeyek li vîna azad û serxwebûna zankoyêe dizanin û protesto dikin. Hikumeta AK Partî jî poles dişine ser qutabiyên, ku bona mafên xwe yên reva çalakî encam didin.
Şiweyê destnişan kirina rektora hanê, naveroka dij-demokrasiya desthilatê nişan dide û nişana vê yêkê ye, ku rejîma taqekesî gihiştiye çi astê.
Hikumeta AK Partî hewla kutudayê 15 Temmuzê wekî derfetek bi kar tine û guhê xwe nade xalên Desturê û binemayên yasayî û bi Biryarnameyên Wekî Qanûnê va welatê bi rêva dibe.
Hikumeta AK Partî, ku li Kurdistanê şaredariyên hilbijartî ji kar durxistiye û û şuna wan qeyyum daniye, îro jî dixwaze bi destnişan kirina qeyyuman ve zankoyan bêxe bindestê xwe.
Zanko hêlîna bîrên azad û maka ronahî ne.
Hilbijartina rektorên xwe mafên serekî a zanko ne û pêvidiva demokrasiyê ye.
Em piştgiriya berxwedana mamoste karmend û qutabiyên Zankoya Bogaziçi a bona perwerdeya demokratîk û serbixwe dikin.
Hikumeta AK Partî divê destê xwe ji zonkoyan bikşine û rêz li vîn û îradeya wan bigre.
07.01 2021
PSK-Partiya Sosyalîst a Kurdistan

Topluluk

PAK û PSK li Enqereyê ligel
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
Hevdîtinên PSK û PAKê li
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
PAK û PSKyê lî Engereyê hevdîtin
Serokê Giştî PAKê Mustafa Ozçelîk, ...
Partiya Sosiyalîst a Kurdistan û
Şandeke Partiya Sosiyalîst a ...
Hevdîtina PSK û KOMELA
Heyeta Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina HDKÎ û PSK
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
PSK Serdana PDK (Rojhilat) Kir
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina PSK û PŞK
Dengê Azad-HewlêrDi roja ...
Heyeta PSK Serdana ENKS Kir
Dengê Azad-HewlêrDi 15.01.2019’an ...
Hevdîtîna Heyeta PSK û Partiya
Heyata Partiya Sosyalîsta ...
PSK, PDKİ görüşmesi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, ...
PSK Heyeti YNK’yi ziyaret etti
19 Temmuz günü PSK Genel Başkanı ...
PSK-Pêşverû Görüşmesi
Güney Kürdistan’da bulunan ...
Mesud Barzani PSK Heyeti İle
PDK Genel Başkanı Mesud Barzani, ...