Türk Silahlı Kuvvetleri uluslararası kamuoyunun ciddi ikaz ve kaygılarına rağmen, BM Sözleşmesinde yer alan devletlerin egemenlik haklarına ilişkin prensiplerini çiğneyerek, Rojava Kürdistan’ına karşı askeri saldırılara başladı.
Yaşam hakkı en temel insan hakkıdır. Savaşlar bu hakkı yok ederler. Temiz savaş yoktur, mağduru sivil halktır. Daha şimdiden onlarca sivilin yaşamına ve bir o kadar da yerleşim alanının yerle bir olmasına yol açan bu saldırılar, hükümet yetkililerin iddialarının aksine, barış, huzur ve güveni sağlayamayacak, aksine başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu ve Türkiye’deki kaosu daha da derinleştirecektir.
AK Parti hükümetinin, devletin askeri ve sivil yöneticilerinin saldırılara gerekçe olarak gösterdikleri “terör koridoru” söylemi, kamuoyunu maniple etmeye yöneliktir. Burası Kürd halkı ve öteki azınlıkların üzerinde birlikte yaşadıkları Kürdistan topraklarıdır ve bu saldırılar Kürdistan’a yöneliktir.
Hükümetin iddiasının aksine, bugüne kadar Suriye Kürdistan’ından Türkiye’ye yönelik hiç bir saldırı olmamış, bu ülkenin güvenliğini tehlikeye sokacak bir girişimde bulunulmamıştır.
Güneybatı Kürdistan’ın siyasi güçleri her zaman Türkiye’ye barış elini uzattı ama Türkiye bu eli tutmadığı gibi, Kürd sorununa ilişkin geleneksel devlet politikası uyarınca, buradaki gelişmeleri ve yapıyı “ulusal güvenliği” için tehdit olarak algıladı.
Saldırının asıl nedeni budur, devletin halkımızın diğer parçalardaki mücadelelerine olan karşıtlığıdır, “Kürd anasını görmesin” politikasının tank, top ve savaş uçaklarıyla hayata geçirilmesidir.
Bu saldırılar, faşistler ve Türk ırkçıları tarafından her fırsatta hayata geçirilen Kürd düşmanlığını daha da kışkırtacaktır, Türkiye’deki gerginliği artıracaktır.
Hükümetin, son gelişmeleri bahane ederek Olağanüstü Hal ilan etmesi, zaten kuşa çevrilmiş olan demokratik hak ve özgürlükleri tümden rafa kaldırması her an gündeme gelebilir.
Fırat’ın Doğu’suna fırlatılan füzeler, aynı zamanda ekonomik sorunlarla boğuşan, her gün yapılan zamlar altında inleyen halkın lokmasını daha da küçültecektir.
Özcesi, bu saldırıların faturası, başta Kürdler olmak üzere tüm vatandaşlara ve demokrasi güçlerine kesilecektir.
Bu nedenle biz aşağıda imzası olan parti, siyasi yapılar, siyasi oluşumlar ve hareketler olarak saldırıların durdurulmasını, TSK’nin bir an önce Güneybatı Kürdistan’dan çekilmesini talep ediyoruz.
Başta ABD olmak üzere AB ve uluslararası toplumu ve kuruluşlarını, kamuoyunu saldırılarını durdurması için Türkiye’ye yönelik baskılarını artırmaya çağırıyoruz.
Türkiye’deki demokrasi, barış ve özgürlük güçleri, emek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları saldırılara karşı seslerini yükseltmelidirler.
Diyarbekir, 11 Ekim 2019
Azadi Hareketi, DBP, HDP, KKP, PartîyaAzadi, PDK, PİA, PSK, TKDP

primi sui motori con e-max

Topluluk

PAK û PSK li Enqereyê ligel
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
Hevdîtinên PSK û PAKê li
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
PAK û PSKyê lî Engereyê hevdîtin
Serokê Giştî PAKê Mustafa Ozçelîk, ...
Partiya Sosiyalîst a Kurdistan û
Şandeke Partiya Sosiyalîst a ...
Hevdîtina PSK û KOMELA
Heyeta Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina HDKÎ û PSK
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
PSK Serdana PDK (Rojhilat) Kir
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina PSK û PŞK
Dengê Azad-HewlêrDi roja ...
Heyeta PSK Serdana ENKS Kir
Dengê Azad-HewlêrDi 15.01.2019’an ...
Hevdîtîna Heyeta PSK û Partiya
Heyata Partiya Sosyalîsta ...
PSK, PDKİ görüşmesi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, ...
PSK Heyeti YNK’yi ziyaret etti
19 Temmuz günü PSK Genel Başkanı ...
PSK-Pêşverû Görüşmesi
Güney Kürdistan’da bulunan ...
Mesud Barzani PSK Heyeti İle
PDK Genel Başkanı Mesud Barzani, ...