Türkiye’de Kürtçe Anadil Hakkına Dair Hukuksal Bir Durum Raporu    
Kürd Dil platformu 12 Eylül günü Diyarbakır Gazeteciler Cemiyeti’inde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de Kürdçe eğitimin hukuksal durumuyla ilgili hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. Platform sözcüsü Şerefhan Ciziri, raporun aynı zamanda İngilizce olarak da hazırlandığını ve ilgili yerlere iletildiğini söyledi. Platformun hazırladığı rapor şöyle:
Bireylere tanınan insan hakları evrensel haklardır ve böyle kabul görmüşlerdir. Bu haklar, her  bireyin farklı kimlik ve geçmişleriyle hayatlarına biçim veren insanlar olduğunu tanımakla amacına ulaşabilir. Bu bakış açısı haklar,  adalet ve eşitlik gibi temel değerleri merkezine almaktadır. Bahsedilen bu haklar, eşitlik ve adalet değerleri herkese ayrım gözetmeden, aynı hakları benimsemeden tam olarak gerçekleşemez ve istisnasız herkes için olmalıdır.
Bir devletin sınırları içinde dilsel, dinsel ya da etnik açıdan homojen bir toplumdan bahsedilmesi bugün neredeyse imkânsızdır. Tüm toplumlar karma bir formasyon üzerine inşa edilirler ve çoğunlukta olanlar egemen olanlar olduğu için toplumlar çoğunluğa göre şekillenirler. Kendilerini çoğunluk gruptan ayıran ve kendine özgü özelliklere sahip olan birçok gruptan da bahsedilebilir. Çoğu durumda bu farklılıklar üzerinden birçok kimlik marjinalleşir. Çoğunluk kimliğine mensup olmayanlar baskı ve ciddi insan hakları ihlallerine maruz kalmaktadırlar. Tüm bu haksızlıkların ve adaletsizliklerin temeli ise egemen dil haricinde bir dilin konuşucusu olmalarıdır. Bilindiği üzere,eşitlik insanların kimlikleri ve geçmişleri üzerinden fark gözetmeksizin aynı muameleyi görmeleriyle mümkündür, fakat farklı grup mensuplarının da ayrımcılığa uğrandığı ve marjinalleştikleri bilinmektedir.
Eğitim dili meselesi İkinci Dünya Savaşının hemen ardından hazırlanan uluslararası belgelerde temkinli yaklaşılan bir konudur. 1948 tarihli BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 26. maddesinde parasız ilköğretim hakkından söz edilmesine rağmen, anadilini öğrenme hakkı veya eğitimin dili konusunda bir belirleme yapılmamıştır. Bildirgenin yapılış sürecinde hazırlanan taslaklarda, “toplumun çoğunluğundan ırk, dil veya din bakımından ayrılan kişiler anlamlı bir sayıya ulaştığında, bu kişilere okul ile kültürel ve dini kurumlar kurma ve bu kurumları koruma hakkının verileceği” belirtilmekteydi. Bu öneri bildirgenin bireysel niteliği ön plana çıkarılarak reddedildi.
Uluslararası Çalışma Örgütünün 1957 tarihli 107 sayılı Sözleşmesi, Kabile ve Yerli Halklara ilişkindir. Kabile ve Yerli Halklarının kendi anadillerinde eğitilme haklarından söz edilir. UNESCO’nun Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme (1960) madde 5/1-c bendin de “ulusal azınlık üyelerinin eğitim faaliyetlerini tanımaktan” söz eder. Eğitim faaliyetleri içine okul kurma, her ülkenin eğitim politikasına bağlı olarak, kendi dillerini kullanma veya öğrenme de girmektedir. Bununla birlikte i bendinde “bu hak söz konusu azınlık mensuplarının bir bütün olarak toplumun kültür ve dilini anlamalarını ve topluluğun faaliyetlerine katılmalarını engelleyecek veya ulusal egemenliğe halel getirecek tarzda kullanılamaz” değerlendirmesi yapılıyor. UNESCO sözleşmesinin bu konudaki hükümleri çok net değildir. Ulusal azınlık kavramı ile neyin ifade edildiği net değildir, ayrıca açılacak eğitim kurumlarının finansmanını azınlıklara bırakmakla birlikte özel okullarda okutulacak dilin belirlenmesi devletlerin eğitim politikalarına bağlanmaktadır.
1966 tarihli BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi madde 27; dilsel azınlıkların bulunduğu ülkelerde, azınlıklara mensup kişilerin kendi kültürünü yaşamasına ve kendi dilini kullanmasına engel olunamaz demektedir. Fakat eğitim konusunda sessizdir. Bununla beraber bu hükmün en azından azınlıkların özel okullarını ve bu okullarda okutulan dili koruduğu kabul edilmektedir.
Aynı şekilde 1966 tarihli Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi de net olarak anadilde eğitime yer vermemesine rağmen, Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi sayısız Nihai Gözlemlerinde özellikle 1990’lardan itibaren çift dilli (anadil ve resmi dil) eğitimi desteklemekte ve tavsiye etmektedir.
Yani söz konusu olan uluslararası sözleşmeler zamanla daha net ifade edilmişlerdir.Bu konuda bir pratik oluşmuştur.O nedenle de dil ve kimlik konusunda daha pozitif bir eğilim ortaya çıktığını gözlemliyoruz. Dünya’daki toplum ve devletlerarasında kaliteli bir çoğunluk bugün dil ve kimlik konusunda uluslararası sözleşmelere daha duyarlı yaklaşmaktadır.
Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde Çekince Koyduğu Maddeler.
Madde 17.
Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:
a. Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
b. Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
c. Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
d. Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
e. 13 ve 18’inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.
Madde 29.
1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:
a. Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
b. İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Antlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
c. Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
d. Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
e. Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.
2. Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.
Madde 30.
Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.
Kısaca Türkiye’nin çekince koyduğu maddeleri yazdığımız 1989 tarihli BM Çocuk Hakları Sözleşmesi madde 29/c bendi, çocuğun eğitiminin amaçlarından biri olarak şunu göstermektedir: “… Kendi kültürel kimliğine, diline ve değerlerine, …saygısını geliştirmesi”. Aynı Sözleşmenin 30. maddesi. ise “etnik, dinsel veya dilsel azınlıkların veya yerli kökenli kişilerin mevcut bulunduğu devletlerde, bu azınlıklara mensup veya yerli olan çocuk, kendi grubunun diğer üyeleriyle birlikte toplu olarak kendi kültüründen yararlanma, …kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz” denmektedir.
Türkiye’de ise ulus devletin inşası için “Türklük” kimliği üst kimlik olarak kabul edilmiştir. Türkleştirme politikaları çerçevesinde “Türk Tarih Tezi” ortaya atılmıştır. Akabinde ise Türkçenin Türkiye’de konuşulan diğer dillerden üstün olduğunu ispatlamak için “Güneş-Dil Teorisi” ortaya atılmıştır. Fakat ne Türk Tarih Tezi ne de Güneş Dil Teorisi var olan tarih ve dil gerçeklikleriyle bağdaşmaz. Bu uyduruk teoriler neticesinde, 25 Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Raporu’yla kamusal alanda Kürtçe yasaklanmıştı. Yasal alanda bu yasak hala devam etmektedir.
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte Türkiye’nin farklı dillere olan tutumu daha da sertleşmiş ve yasaklı diller kavramıyla ilk kez Türkçe dışındaki anadiller kanun yoluyla doğrudan yasaklanmıştır. Son yıllarda ise Kürt Dil ve Kültürü konusunda atılan küçük adımlar, yumuşamalar ve reformlar hala yasal dayanaklardan yoksundurlar. Bu nedenlerden dolayı Kürt Dili ve Kültürü farklı çevreler, yani ırkçı ve ayrımcı çevreler tarafından saldırıya uğramakta ve yok sayılmaktadır. Bu eylem ve tutumlar sert gerginliklere de neden olmakta ve insanlar arasındaki ilişkileri zehirlemektedir.
Uluslararası sözleşmelerde somut olarak belirtildiği gibi dil ve kimlik hakkı evrensel haklar olarak kabul görürler. Bu temel haklara göre asimilasyon çağımıza uygun olan bir tutum değildir. Bu bağlamda Kürtler Kürt olarak kalmak istiyorlar. Asimilasyon yanlış bir yoldur ve sorunları daha da karmaşık bir duruma sokar. Her etnik grubun kendi kimliğini geliştirmesi, anadiliyle eğitim ve öğretim görmesi kültürel haklar olarak değerlendirilmelidirler. Bu hakların Türkiye de yaşayan Kürt vatandaşlarına tanınması Türkiye’de iddia edildiği gibi bir bölünmeye götürmez. Tersine bu haklar ülkeyi daha demokratik, uygar ve çoğulcu bir yapıya kavuşturur. Kürt sorunun barışçıl bir çözüme kavuşmasının ilk adımları böyle bir başlangıçla ancak mümkün olabilir. Kürtlere tanınan eğitim ve kültürel haklar yumuşamanın ilk adım olarak değerlendirilebilirler.
Bizler Kürt Dil Platformu olarak bu hakları elde etmek için kurulmuş bir dil ve kültür hareketiyiz. Platform olarak geniş bir siyası ve kültürel tabanımız var. Kürt toplumundan büyük oranda destek görüyoruz. Kürt Dil Platform olarak bu konularda tüm uluslararası kuruluşlardan, entelektüel çevrelerden, insan hakları savunucularından destek bekliyoruz.
Taleplerimiz,
BM Çocuk Haklarına Türkiye’nin Koyduğu Çekinceler Kaldırılsın.
Kürtçe İlköğretimden Üniversite’ye Kadar Eğitim ve Öğretim Dili Olsun.
Kürtçe Resmi Dil Olsun.
Kürt Dil Kurumu Oluşturulsun.
KÜRT DİL PLATFORMU.

primi sui motori con e-max

Topluluk

PAK û PSK li Enqereyê ligel
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
Hevdîtinên PSK û PAKê li
Serokê Giştî yê PAKê Mustafa ...
PAK û PSKyê lî Engereyê hevdîtin
Serokê Giştî PAKê Mustafa Ozçelîk, ...
Partiya Sosiyalîst a Kurdistan û
Şandeke Partiya Sosiyalîst a ...
Hevdîtina PSK û KOMELA
Heyeta Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina HDKÎ û PSK
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
PSK Serdana PDK (Rojhilat) Kir
Heyetek ji Partiya Sosyalîst a ...
Hevditina PSK û PŞK
Dengê Azad-HewlêrDi roja ...
Heyeta PSK Serdana ENKS Kir
Dengê Azad-HewlêrDi 15.01.2019’an ...
Hevdîtîna Heyeta PSK û Partiya
Heyata Partiya Sosyalîsta ...
PSK, PDKİ görüşmesi
PSK Genel Başkanı Mesud Tek, ...
PSK Heyeti YNK’yi ziyaret etti
19 Temmuz günü PSK Genel Başkanı ...
PSK-Pêşverû Görüşmesi
Güney Kürdistan’da bulunan ...
Mesud Barzani PSK Heyeti İle
PDK Genel Başkanı Mesud Barzani, ...