21 yüzyılda da Kürdistan’da sömürgeci sistem tüm acımasızlığı ile sürüyor
3.10.2021

Danimarka Sosyalist Halk Partisi’nin 11-12 Eylül 2021 tarihinde yapılan kongresine katılan PSK delegasyonu, Partimizin hazırladığı, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki siyasal durumu özetleyen kısa bir raporu kongre delegeleri ile misafirlere sundu. 
Raporda şu görüşlere yer verildi:
Kuzey Kürdistan’da, Türk devletinin Kürd halkı üzerindeki ulusal baskısı artarak devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri hemen her gün yeni bir ad altında askeri operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonlarda dağlar, yaylalar ve mağaralar bombalanıyor, ormanlar ateşe veriliyor.
Kuzey Kürdistan’ın militarize edilmesi ise hız kesmeden devam ediyor. Karakol kondurulmayan, askeri üs yapılmayan bir yer kalmadı. 
Hemen her gün “güvenlik” nedeniyle bir bölgeye giriş ve çıkışlar, yasaklanıyor. Askeri operasyon neticesinde çıkan orman yangınlarına devlet müdahale etmediği gibi, halkın müdahale etmesine de güvenlik gerekçesiyle izin verilmiyor. 
Kürdlerin ulusal kazanımlarını, kendi ülkelerinde özgürce yaşama arzusu ve mücadelesini kendisi için bir varlık-yokluk sorunu, güvenliği için bir tehdit olarak gören Tük devleti, saldırgan ve işgalci politikasını sadece Kuzey Kürdistan’da değil aynı zamanda Güney ve Güneybatı Kürdistan’da da sürdürüyor. 
Türk savaş uçakları, PKK üsleri bahanesiyle 30-40’lı uçak filolarıyla Güney Kürdistan’a hava saldırıları düzenliyor. Bu saldırılarda en çok sivil halk, Kürd köylüleri zarar görüyor. İnsanlar ölüyorlar, yaralanıyorlar. Bağlar, bahçeler yanıyor, hayvanlar telef oluyor.
Türk devleti kara operasyonları sonucunda işgal ettiği bölgelerde oluşturduğu kalıcı üsler vasıtasıyla Kürdistan Bölgesi’nin egemenlik haklarını ayaklar altına alıyor, Kürdlerin ulusal kazanımları için giderek büyüyen bir tehdit haline geliyor.
Güneybatı Kürdistan’ın büyük bir bölümünü işgal eden Türk devleti, işgal ettiği yörelerde kendi kurumlarını oluşturuyor. Örgütlediği, besleyip büyüttüğü radikal İslamcı guruplar eliyle insanlık suçu işliyor, bölgenin demografik yapısını değiştiriyor. Kürdleri ata-baba topraklarından çıkartıyor, yerlerine Türkmen ve Araplarla kendine bağlı gurupları yerleştiriyor. Türkiye’ye bağlı gruplar, fidye için Kürdleri kaçırıyorlar, tutuklayıp öldürüyorlar. Türkiye, yönetiminde olan bölgelerde yaşanan bu ve benzeri olaylara karşı sessiz kaldığı ve desteklediği için işlenen insanlık suçuna ortak oluyor.
Kürdistan’da siyasi mücadelenin önüne bin bir engel çıkartan devlet, halkın oylarıyla ortaya koyduğu iradesini ayaklar altına almaktan çekinmiyor. Kayyum atanmayan HDP’li belediye kalmadı. Siyasi partilerin düzenledikleri toplantılar yasaklanıyor, parti yöneticileri tutuklanıyor. Kürdistan adıyla kurulan siyasi partiler, “ırkçılıkla” itham ediliyorlar, haklarında açılan kapatma davaları devam ediyor.
Kürd basınının sesini kısmak amacıyla harekete geçen mahkemeler basın-yayın organlarına cezalar kesiyorlar, basın emekçilerini tutuklayıp akıl almaz kararlara imza atıyorlar.
Güvenlik güçlerinin hak ihlalleri ise sınır tanımıyor. Karakollarda işkence görenlerin, can verenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Hak ihlalinde bulunan, halka zulüm eden, kadınlara ve çocukları taciz eden güvenlik güçlerini yargılamayan iktidarın emrindeki yargı, bu tavrıyla, bu ve benzeri olaylara çanak tutuyor. Kuzey Kürdistan’da cezasızlık hukuki bir norm haline geldi.
Hükümet, kontrolü altına alamadığı sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini engelliyor, yöneticilerini Tehdit ediyor.
Batı’da, metropollerde yaşayan Kürdler de saldırılardan nasiplerini alıyorlar. Son birkaç yılda Batıda yaşayan Kürdlere yönelik ırkçı saldırılarda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Devlet destekli ırkçı şoven guruplar, başta Batıya çalışmak için gelen Kürdler başta olmak üzere Kürdçe konuşanlara, türkü söyleyenlere saldırıyorlar, öldürüyorlar, mallarını talan ediyorlar. 
Kürdistan’da kronik hale gelen ve ülkemizin siyasal statüsünden (sömürge olmasından) kaynaklanan ekonomik sorunlar, yaşanan Pandemi ve Pandemi ile mücadele çerçevesine alınan ayrımcı önlemler neticesinde daha ağırlaştı. İşsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk her geçen gün artıyor. 
Kürd köylüsü bugün Kürdistan üretilen elektriği Batıdaki köylüden 3 kat pahalı almak zorunda. Kürd köylüleri, Kürd üreticiler devletin desteklerinden asgari düzeyde yararlanıyorlar. Yeterli yeraltı ve yer üstü zenginliklere sahip olmasına karşın, Kürdistan’da ağır sanayi yok denecek kadar az. Olanlar ise ülkenin zenginliklerini Batıya taşımak amacıyla yapılanlar. Devlet yatırımlarını Batı’ya yapıyor, Batı’ya yatırım yapılmasını teşvik ediyor. Bu nedenle Kürdistan ile Türkiye’nin diğer illeri arasında var olan makas ülkemiz aleyhine giderek açılıyor.
Kısacası 21 yüzyılda da Kürdistan’da sömürgeci sistem tüm acımasızlığı ile sürüyor, Kürd halkı ise bu sistemin tüm acılarını, ekonomik, siyasal, sosyal ve hukuk alanlarında yaşıyor.
01 Eylül 2021

YORUM YAZ