
Zor bir dönemden geçiyoruz. Halep’teki katliam girişimi ardından Suriye’deki Kürt halkı yoğun bir kuşatma altında. Kobani’de Kürt çocukları açlıktan ölüyor, yaşlılar soğuktan donuyor. Kürtleri dört bir yandan kuşatan maskeli DAİŞ çeteleri halkımızı soykırımla tehdit ediyor.
Bu durumu fırsat gören Kürt düşmanları büyük bir şehvetle “bu işi bitirdik”
diyerek salyalar akıtıyorlar.
Kim bilir, kaçıncı kezdir bitiriliyor şu Kürtler?
1932’de Ağrı’da, 1946’da Mahabad’ta, 1975’te Güney Kürdistan’da, 1980’de
Diyarbakır 5 Nolu’da da Kürt davasının üstü “betonla” örtülmüştü, olmadı.
Bitirmek kavramı, Kürt halkının tarihsel varoluş mücadelesinde işlemeyen
bir kavram. Kürtler “bitirmekle” bitmeyen yaşama tutkun ender bir halk.
Kürt düşmanlığından dumura uğramış zevat bu gerçeği görmek ister mi, zor.
Dahası var.
Artık yalnız değiliz.
Varsın kirli ve karanlık pazarlıklar üzerinden üretilen diplomasi Kürtlere
sırtını dönsün. Kürtlerin özgürlük ve onur taleplerini duyan bir dünya kamuoyu
var. İnsanın içindeki iyilik ateşi gizlenebilir fakat asla söndürülemez.
Dünyanın önemli başkentlerinde Kürtlere yapılan zulme “dur” diyen güçlü
tepkiler yükseliyor. “Sattı” denilen Trump yönetimi bile Kürt dosyasını tümden
kapatamayacak kadar kamuoyunun baskısı altında.
En önemlisi Kürtlerin küresel isyanı…
Rojava’daki kardeşlerine sahip çıkmak için Kürtler dünyanın dört bir yanında
ayakta. Batı başkentlerinde ilk kez Ala Rengin bu denli dalgalanıyor, Kürtlerin
sesi kamuoyunun vicdanında ses getiriyor.
Farkında değiller belki, Kürtler vuruldukça birleşiyor, kırıldıkça daha çok
güçleniyor. Kürtlerin birleşik gücü, bütün kirli ve gayri ahlaki planları boşa
çıkartacak kadar büyüktür.
Kürtlerin özgürlüğünden korkanlara bir haberimiz daha olsun.
Güney Kürdistan Bölgesi üzerinde işleyen güçlü bir diplomasi kanalımız var
artık. Sayın Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani’nin son dönemdeki performansı
Suriye’deki Kürt katliamını boşa çıkartabilecek önemli bir faktör.
Hiç kuşku yok, geçmişte olduğu gibi bu badireyi de bir kez daha de
alnımızın akıyla aşacağız.
Ancak aklını ve vicdanını yitirmiş toplumların bekasını çok merak ediyorum.
Mezinên me bîla sebeb negotine; “Derbên şuran tên derman kirin, lê birînên gotinên xerab nayên jibîr kirin”!