KÜRT MESELESİ TERÖR SORUNU DEĞİL, BİR ULUSUN ÖZGÜRLÜK MESELESİDİR

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Merkez Yürütme Kurulu 11. 08. 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantısında bölge, Türkiye ve Kürdistan’daki siyasi gelişmeleri değerlendirerek aşağıdaki sonuçları kamuoyu ile paylaştırmayı uygun bulmuştur.

Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin etkisiyle Türkiye’de başlayan süreç ikinci yılına girmiştir. İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak nitelendirdiği süreç Kürt halkının ulusal varlığını yok sayan, Kürtlerin bölgesel kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan ve Kürt meselesini terör konusuna indirgeyen bir eksende yürütülmektedir.

İktidarın hazırlayıp 10.08.2026 tarihinde mecliste onaylanan Çerçeve Yasa da iktidarın söz konusu geleneksel inkarcı ve güvenlikçi zihniyetini yansıtmaktadır.  Silahları bırakan ve PKK’den yargılananların cezalarını ertelemeyi öngören yasada Kürt meselesinden tek kelime ile söz edilmezken,  silah bırakanlar ve PKK’den yargılananlara siyasal sürece özgürce ve güvenli bir şekilde katılma imkanı tanınmamaktadır. Söz konusu yasa ile dünya örneklerinde olduğu gibi kalıcı bir silahsızlanmayı sağlayacak yasal güvenceler sunulmamaktadır.

Bu vesileyle bir kez daha belirtmek isteriz ki, iktidarın Kürt meselesini PKK ve terörle özdeş gören anlayışı çıkmaz bir yoldur. Kürt meselesinin  yüz yıllık geçmişe uzanan bir tarihi var. Kürt meselesi aynı zamanda bölgesel ve küresel boyutlara sahiptir. PKK’nin silah bırakmasıyla Kürt meselesi yok olmaz.  Aksine Kürt meselesi bütün yakıcılığıyla orta yerde durmaya devam etmektedir.

Türkiye’de terör sorunu değil, Kürt ulusunun özgürlük meselesi var.  Türkiye’de esas sorun, devletin Kürtlerin ulusal varlığını, kimliğini, dilini, kültürünü yok saymaya dönük inkar, asimilasyon ve şiddet anlayışıdır. Türkiye’de yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal, ahlaki vb. krizin esas nedeni de Kürt meselesinde izlenen söz konusu inkarcı ve çağdışı anlayıştır.

Kürt halkı kendi ülkesi Kürdistan’da özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istiyor.  Türkiye’yi yönetenlerin bu gerçeği görmesinin artık vaktidir. Geçmişte denenmiş yöntemlerle yeni bir sonuca ulaşmak mümkün değil. Yüzyıllık inkar, asimilasyon ve şiddet politikalarının sonuçları ortadadır. 

Öncelikle mevcut inkar ve şiddet politikaları terk edilmeli, süreç şiddetten arındırılmalıdır. Bu çerçevede PKK’nin silah bırakması hayırlı bir adımdır. Çünkü bölgedeki çatışma ve şiddet ortamında en çok zarar gören Kürt halkı oldu.

Kürt meselesinin özgürce tartışılması ve müzakere yoluyla çözüme kavuşması için demokratik bir ortam oluşturulmalıdır. Başka bir ifade ile kalıcı çözüm için uygun bir iklime ihtiyaç var..

Kürt meselesinde kalıcı bir çözüm ise Kürt halkının varlığını, kimliğini, dilini tanıyan, Kürtlerin, Türklerin ve diğer halkların eşitlik temelinde yaşamasını öngören federal bir anayasa yapımından geçer.

Şu bir gerçek; Kürt meselesinin özgürlük ve eşitlik temelinde çözümü bütün ağırlığıyla kendini dayatmıştır. Hem bölgesel gelişmeler hem de Kürt halkının yükselen ulusal uyanışı çözümü zorunlu hale getirmiştir. Türkiye’de başlayan süreçten amaçlanan da bu yükselişe set çekmektir.  

İçinde geçtiğimiz bu tarihi ve yaşamsal eşikte bütün Kürt ulusal demokratik güçlerine; siyasi parti, demokratik kurum ve aydın şahsiyetlere görev düşmektedir. Olup bitenlerden rahatsız olmak ve eleştirmek yetmiyor. Gelin halkımıza karşı sürdürülen inkar ve asimilasyon politikalarına karşı el ele verelim.  Kürt halkının haklı davasını karartma girişimlerini boşa çıkartalım. Kürt halkının özgür ve onurlu geleceği için gücümüzü birleştirelim.

En büyük gücümüz halkımızın özgürlük iradesi ve yüz yıllık mücadele birikimidir.

Gücümüzü birleştirdiğimizde kazanmamak için hiç bir neden yoktur.

12.08.2026

Kürdistan Sosyalist Partisi

          (PSK)

Merkez Yürütme Kurulu

 

 

 

İçerik Başlıkları
En çok Okunan İçerik