İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin hemen ardından, bugün sabah saatlerinde İmamoğlu da dahil olmak üzere yüzlerce kişi gözaltına alındı. Muhalefeti susturmaya yönelik bu operasyon ve gözaltılar, Türkiye’de halihazırda kısıtlı olan demokratik ortama vurulmuş büyük bir darbedir.
AK Parti iktidarı, muhaliflerine, hak arayan işçilere, gazetecilere, aydınlara ve yazarlara yönelik sistematik bir sindirme politikası uygulamaktadır. Yargıyı ve bürokrasiyi kendi kontrolü altına alarak muhalif sesleri baskı altına almakta, keyfi gözaltı ve tutuklamalarla siyasi rakiplerini etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır.
Bu sürecin ilk adımlarından biri, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması olmuştur. Ardından, “kent uzlaşısı” çerçevesinde seçilen belediye başkanları ve belediye meclis üyelerine yönelik yargı destekli operasyonlar hız kazanmıştır. Son olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesiyle başlayan süreç, hakkında “yolsuzluk” ve “terör” iddialarıyla gözaltına alınmasıyla yeni bir aşamaya ulaşmıştır.
Türkiye’de Kürt sorununu baskı ve şiddetle çözme siyaseti, beraberinde ekonomik, siyasi ve toplumsal krizleri de derinleştirmiştir. AK Parti iktidarı bu krizlere çözüm üretmek yerine, baskı politikalarını daha da sertleştirmekte ve muhalefeti susturmak için geçmişte kapatılmış davaları yeniden gündeme getirmektedir. “Gezi Davası” gibi eski dosyaların yeniden açılması, bu sindirme politikasının bir parçasıdır.
Muhalefete yönelik baskılar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla yeni bir seviyeye taşınmıştır. İktidar, Erdoğan’ın olası rakiplerinden biri olarak görülen İmamoğlu’nu saf dışı bırakmak için harekete geçmiş ve İstanbul’un birçok noktasında yolları trafiğe kapatarak sıkıyönetimi andıran uygulamalara imza atmıştır. Bu sürecin bir sonraki aşaması ise büyük ihtimalle İmamoğlu’nun yerine kayyum atanması olacaktır.
Baskılara karşı sessiz kalmak, otoriterleşmenin daha da derinleşmesine zemin hazırlayacaktır. Mağdurun kimliğine bakmaksızın, her türlü baskıya karşı demokratik hak ve özgürlükleri savunmak hayati önem taşımaktadır.
Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) olarak, Ekrem İmamoğlu’na yönelik gözaltıları ve muhalefete yönelik baskıları şiddetle kınıyor, tüm duyarlı kesimleri AK Parti iktidarının antidemokratik uygulamalarına karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.
PSK – Kürdistan Sosyalist Partisi
Basın Bürosu
19 Mart 2025