
PSK Genel Başkanı Bayram Bozyel ve parti yöneticileri 14.10.2026 tarihinde PSK Diyarbakır il örgütünde Parti Meclisi sonuç bildirisini basına ve kamuoyu ile paylaştı, basının sorularını cevapladı.
Basına paylaşılan PSK Parti Meclisi sonuç bildirisini olduğu gibi paylaşıyoruz.
Umutsuzluğa Yer Yoktur.
Halkımızın Özgürlük Bilinci ve İradesi Her Zamankinden Daha Yüksektir.
11 Ekim 2026 tarihinde Diyarbakır’da toplanan Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeler ile gündemindeki diğer konuları değerlendirmiş ve aşağıdaki sonuçları kamuyu ile paylaşmayı uygun görmüştür.
Türkiye’de Kürt halkının özgürlük taleplerini bastırmaktan
kaynaklanan kriz her geçen gün atarak derinleşmektedir. Kürt meselesinde red,
inkar ve baskıda ısrar politikası rejimi çok yönlü bir tıkanma ve çürüme
noktasına getirmiş bulunmaktadır.
Bu gerçek bütün çıplaklığıyla ortadayken Türkiye’yi
yönetenler Kürtlerin ulusal özgürlük taleplerini görmezlikten gelmeye devam
etmektedir. İktidarın iki yıldır gündeme getirdiği “süreç”te Kürt meselesi ve
onun çözümünden tek bir söz edilmemektedir. Türkiye devleti , başlattığı süreci
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırarak bir yandan Kürt halkının ulusal özgürlük
taleplerini perdelemeye, diğer yandan Kürt meselesini PKK ve terör ile
özdeşleştirerek bu meseleyi kriminalize etmeye çalışmaktadır.
Hangi neden ve gerekçeyle olursa olsun PKK’nin silah
bırakması, savaş ve çatışmanın son bulması en başta Kürt halkının yararınadır.
Bunun için gerekli yasal ve idari düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.
Öte yandan PKK’ye silah bıraktırmayı Kürt meselesinin çözümü
olarak göstermek tam bir manipülasyon ve gerçeği çarpıtmaktır. Söz konusu kandırma ve çarpıtma girişimlerine
hiçbir Kürt inanmamaktadır.
Ortada bir Kürt ve Kürdistan meselesinin olduğu çıplak bir
gerçektir. Kürt halkı her ulus gibi kendi ülkesinde özgür ve onurlu yaşamak
istiyor. Kürt kimliğinin ve ulusal
varlığının yasal olarak tanınmasını, Kürt dilinin eğitim ve resmi dil olmasını
ısrarla dile getiriyor. Dahası Kürt halkı ülkesi Kürdistan’da kendi kendini
yönetmek istiyor. Kürt halkının söz
konusu talepleri meşrudur, evrensel hukuka da uygundur ve federal bir sistem
içinde hayat bulması mümkündür.
Yüz yıllık deneyimler gösteriyor ki inkar ve baskı politikalarıyla
Kürt halkının haklı talepleri ortadan kaldırılamaz. Tersine Kürt meselesinde
red ve inkar politikası Türkiye’deki rejimi daha çok otoriter ve baskıcı bir
yapıya dönüştürüyor. Türkiye’deki kısmi demokratik
kazanımları ortadan kaldırıyor. Sömürü ve soygun sistemini derinleştiriyor.
Siyasal çürümeyi artırıyor. Toplumsal çöküşü hızlandırıyor.
Türkiye’de yaşanan derin açlık, yoksulluk ve yokluğun temel
nedeni Kürt meselesinde izlenen inkar ve şiddet politikasıdır. Asgari ücretle
çalışanlar, milyonlarca emekli, on milyonlarca emekçi, insan onuruna yakışmayan
koşullara mahkûm edilmiştir. Türkiye’deki bankacılık, faiz ve borsa sistemiyle
halkın birikimleri çalınıp bir avuç hırsıza peşkeş çekilmektedir. Son dönemde
patlak veren borsa ve fon skandalı Türkiye’de soygun, gasp ve talan sisteminin
kurumsal bir yapı kazandığını göstermektedir.
Bütün bu gerçeklerin gösterdiği şudur; Kürt halkı özgürlüğe
kavuşmadan Türk halkının da özgürlük, demokrasi ve refaha ulaşması mümkün
değildir.
Bu çerçevede Türkiye’de PKK’ye silah bıraktırma süreci ancak
demokrasi ve Kürt meselesinin eşitlik temelinde çözüm perspektifiyle
sürdürülürse anlam kazanabilir.
Son dönemde ABD ve Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi
ise Kürdistan düşmanlarının iştahını kabartmış bulunmaktadır. Özellikle de
Türkiye’deki Kürt karşıtı çevreler ABD ve Koalisyon güçlerinin çekilmesini
Güney Kürdistan’daki kazanımları ortadan kaldırmak için bir fırsat gibi
göstererek ellerini ovuşturmaktadırlar. Kürt halkının düşmanları şunu bilsin, Kürt
halkı özgürlüğüne tutkun bir millettir. Güney Kürdistan’daki kazanımları için
yüzbinlerce bedel veren Kürt halkı, bugün de onu korumak için aynı bedeli
ödemeye ve düşmanların heveslerini kursaklarında bırakmaya hazırdır.
Güney Kürdistan’da ulusal ve tarihi kazanımları korumanın
yolu, tek çatı altında birleştirilen peşmergenin düzenli ve kurumsal bir orduya
dönüştürülmesidir. Kürdistan parlamentosu bir an önce toplanmalı, Kürdistan Bölgesi’nin karşı karşıya bulunduğu
sorunları aşacak bir hükümet kurulmalıdır.
Güney Kürdistan’daki ulusal kazanımların korunup geliştirmesi bütün
siyasal tarafları içeren bir ulusal mutabakat ve merkezi bir yönetimin
oluşmasından geçmektedir.
Öte yandan partimiz, cihadist Şam yönetimi ve ona bağlı güçlerin
Güneybatı Kürdistan’daki halkımıza karşı gerçekleştirdiği saldırıları kaygıyla
izlemektedir. Partimiz, Kürt dilini yasaklama girişimlerini, sivil halka karşı
her türlü saldırı ve haydutluk planını şiddetle kınamaktadır. Suriye’de, halkımızın
ulusal özgürlüğünü kazanacak tarihsel bir mücadele birikim ve gücüne sahip
olduğuna olan güvenimiz tamdır.
Gelinen aşamada halkımızın Kürdistan’ın dört parçasında
karşı karşıya bulunduğu mevcut zorluk ve engeller geçicidir, daha fazla
sürdürülemez.
Umutsuzluğa yer yoktur.
Halkımızın özgürlük bilinci ve iradesi her zamankinden daha
yüksektir.
Partimiz, özgürlüğün ulusal birlikten ve ortak mücadeleden
geçtiğini bir kez daha teyit etmekte, bu ilkeyi temel bir strateji olarak
benimsemektedir. Bu çerçevede partimiz, 14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da
başlayan ulusal ittifak girişimine büyük değer vermekte ve tam bir sorumluluk
duygusuyla bu sürece katkı sunmaya çalışmaktadır.
14.10.2026
Kürdistan Sosyalist Partisi
(PSK)
Parti Meclisi
Dem Ne Dema Bêhêvîtîyê Ye Zanebûn û Îradeya Azadiyê Ya Gelê Me Ji Her Demê Bilindtir e
Umutsuzluğa Yer Yoktur. Halkımızın Özgürlük Bilinci Ve İradesi Her Zamankinden Daha Yüksektir.
Kürt Halkı Mam Celal’i Unutmuyor
Gelê Kurd mamê Xwe Ji Bîr Nake
25 Eylül: Bir Halkın Özgür geleceğe Dair Umudu
25ê Îlonê Hêvî Ye Ji Bo Paşeroja Azad
YEKXISTINA HÊZÊN PÊŞMERGE LI KURDISTANA BAŞÛR GAVEKE DÎROKÎ YE, PÎROZ BE
GÜNEY KÜRDİSTAN PEŞMERGE GÜÇLERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ TARİHİ BİR ADIMDIR, KUTLUYORUZ
Şehîd Dr. Saîd û Hevalên Wî Nemir İn
Pirsgirêka Kurd heta çareser nebe, aşitî û aramî nayê herêmê!